T-AB

AB ve TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

AB ve TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Temel Kavramlar Rehberi

  

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

            Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1959 yılında Avrupa Konseyi (Council of Europe)  bünyesinde kurulmuştur. Merkezi Strasbourg’da bulunan Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde insan hakları ihlallerine ilişkin davalara bakar. Bunun yanı sıra mahkeme, Sözleşme ve ilgili protokoller üzerinde öneri niteliğinde görüş bildirir. Mahkeme’de Avrupa Konseyi’nin üye ülkeleriyle eşit sayıda yargıç bulunmaktadır. Altı yıl seçilen yargıçlar herhangi bir üye ülkeyi temsil etmezler, bu nedenle bir ülkeden birden fazla sayıda yargıç görev yapabilir.

            Ülkeler yada bazı durumlarda şahıslar, bir üye ülkenin insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Mahkeme nezdinde dava açabilmek için ulusal düzeydeki bütün yasal yolların tüketilmesi ve ulusal mahkemenin aldığı kararın üzerinden en çok altı ay geçmiş olması gereklidir. Yakın bir geçmişe dek dava başvuruları, öncelikle Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na iletilmekteydi. Komisyon başvuruyu inceleyerek kabul edilip edilmeyeceğine karar vermekte, başvurunun kabul edilmesi durumunda Komisyon tarafından hazırlanan rapor üzerine Mahkeme’de dava açılmaktaydı. Ancak 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren 11. Protokol, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile Mahkemesini birleştiren tek bir yapı oluşturarak, bu sistemi önemli ölçüde değiştirmiştir.

            Günümüzde Mahkeme dört ayrı bölümden meydana gelmekte, her bölümün içerisinde ise üç yargıçtan oluşan Komiteler ile yedi yargıçtan oluşan Mahkemeler (Chambers) bulunmaktadır. Yeni sistemde başvurular bölümlerden birine iletilmekte, burada bir raportör tarafından yapılan inceleme sonucu, bir Komite yada doğrudan bir Mahkeme tarafından ele alınıp alınamayacaklarına karar verilmektedir. Komiteler daha önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun üstlendiği başvuruları inceleme görevini gerçekleştirmektedir. Komitelere iletilen başvurular, incelenmelerini takiben gerekli görüldüğü takdirde bir Mahkeme’ye iletilmektedir. Mahkeme’de görülen dava sonucunda oyçokluğuyla karar alınmaktadır. Üye ülke, alınan karar itiraz etmek için onyedi yargıçtan oluşan Yüksek Mahkeme’ye (Grand Chamber) üç ay içinde başvurma hakkına sahiptir. Yüksek Mahkeme’nin aldığı karar nihaidir.

            Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları üye ülkeler üzerinde bağlayıcıdır. Dava sonucunda bir üye ülkenin insan haklarını ihlal ettiği kararı alınırsa, bu ülkeye ihlale son vermesi ve zararı telafi edici önlemler alması için uyarıda bulunur, gerektiği takdirde zararın tazminine yönelik para cezası belirlenir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ( AİHS )

            4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, kişilere, haklarının korunması amacıyla mahkemelere başvurma hakkı tanımak suretiyle, ilk kez insan haklarının uluslararası düzeyde korunmasını öngören bir sistem oluşturmuştur. Sözleşme çerçevesinde Strasbourg’da aşağıda sıralanan üç denetim organı kurulmuştur.

-         Şahıslar ve üye devletlerin başvurularını incelemekle görevli bir Komisyon,

-         Komisyon yada Komisyon’un hazırladığı bir rapor üzerine üye ülkelerin davalarını ilettikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (yasal çözüm durumunda),

-         AİHS’nin koruyuculuğunu üstlenen ve bir olayın siyasi çözümü durumunda başvurulan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi,        

Avrupa Birliği’nin AİHS’ne taraf olması konusu çok sık gündeme gelmektedir. Ancak Adalet Divanı, 28 Mart 1996 tarihli görüşüyle bu olasılığın mümkün olmadığına karar vermiştir. Gerekçe olarak ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Adalet Divanı’nın yasal yetkiler arasında uzlaşmazlıklar olabileceği gösterilmiştir. Bu konudaki tartışmalar Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon çerçevesinde devam etmekte olup, 2004 Hükümetlerarası Konferansı’nda ele alınacaktır.

Avrupa Konseyi

            Avrupa Konseyi, kıtanın en eski ve Avrupa’nın en çok sayıda demokratik ülkesini bir araya getiren Hükümetlerarası örgütüdür. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupasında siyasal birliği ve işbirliğini güçlendirmek amacıyla 1949 yılında kurulmuştur. Merkezi Strasbourg’da bulunan Avrupa Konseyi’nin halen kırk dört üyesi bulunmaktadır. Avrupa Konseyi’nin ;

▪ Bakanlar Komitesi, örgüte üye kırk dört devletin Dışişleri Bakanları ve örgüt nezdinde 

   akredite daimi delegelerinden oluşur.

▪ Hükümetlerarası nitelikte 12 kadar Komite Avrupa Konseyi’nin çeşitli faaliyet alanlarında 

   çalışır; insan hakları, hukuk alanında işbirliği, ekonomik ve sosyal konular, eğitim, kültür ve

   spor, gençlik, sağlık, çevre ve yerel yönetimler.

▪ Avrupa Parlamenter Asamblesi, üye devletlerin ulusal parlamento temsilcilerinden oluşur.

  306 üyesi bulunan Parlamento’da çalışmalar siyasal gruplar çerçevesinde yürütülür.

Avrupa Konseyi faaliyet alanına giren konularda Avrupa Anlaşmaları hazırlamış ve bunlar büyük ölçüde üye devletlerin Parlamentolarında onaylanmıştır. Bağlayıcı kararlar alamadığından, önerdiği düzenlemeler ancak üye devletlerce kabul edildikleri zaman geçerli olmaktadır. Özellikle insan haklarının korunmasına ilişkin alanlarda Konsey’in önemli bir rol oynadığı söylenebilir. İnsan Hakları Avrupa Komisyonu ve İnsan Hakları Avrupa Divanı bu amaca yönelik olarak kurulmuştur.

İnsan Hakları 

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ilkeler, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın içtihat hukuku kapsamında da yer almaktadır. İnsan Haklarına saygı konusu, üye ülkeler tarafından 1986 Tek Senet önsözünde onaylanmış ve daha sonra Avrupa Birliği’ni kuran Antlaşma’nın F maddesiyle bütünleştirilmiştir. Bu madde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile AB üyesi devletlerin ortak anayasal geleneklerine dayanmaktadır.

              Temel haklara saygı Amsterdam Antlaşması ile daha da güçlendirilmiştir. Antlaşma, Adalet Divanı’nın insan hakları konusundaki yasal yetkisini AB kurumlarının faaliyetleri çerçevesinde F maddesine dayalı olarak genişletmiştir. Ayrıca yeni oluşturulan askıya alma hükmü ile AB üyesi ülkelerin Birliğin temelini oluşturan ilkeleri ihlal etmeleri durumunda alınacak önlemler belirlenmiştir. 7 Aralık 2000 tarihinde Nice Zirvesi’nde açıklanan AB Temel Haklar Şartı ile Avrupa vatandaşlarının ve AB’de ikamet eden herkesin temel hak ve özgürlükleri belirlenmiştir.

■ Kopenhag Kriterleri

             Haziran 1993’te gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi’nde, aşağıda sıralanan üç kriterin karşılanması durumunda, aday ülkelerin Avrupa Birliği’ne üye olabilecekleri kararı alınmıştır.

 Siyasi kriterler: demokrasinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık haklarına saygı;

 Ekonomik kriterler: iyi işleyen bir Pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesi;

Topluluk müktesebatının kabulü: Avrupa Birliği’nin çeşitli siyasi, ekonomik ve parasal hedeflerine bağlılık.

 Bu kriterler, Aralık 1995 tarihinde düzenlenen Madrid Avrupa Zirvesi’nde onaylanmıştır. Ayrıca Madrid Zirvesi’nde aday ülkelerin idari yapılarının, aşamalı ve uyumlu bir bütünleşmenin koşullarını sağlayacak biçimde uyumunun önemi de vurgulanmıştır. 

Ancak Avrupa Birliği, yeni üyelerin kabul edilmesi açısından uygun zamanlamayı saptama hakkına sahiptir.

Maastricht Kriterleri 

            Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) gerektirdiği makro-ekonomik istikrar ve bütünleşmenin sağlanmasını teminen Maastricht Antlaşması beş yaklaşım kriteri belirlemiştir. EPB’nin üçüncü aşamasına geçebilmek için üye devletlerin bu kriterleri karşılaması zorunludur. Söz konusu kriterler aşağıdakileri içermektedir.

 ▪ Kamu açığı, GSYİH’nın % 3’ünden az olmalıdır,

▪ Toplum kamu borcunun GSYİH’ya oranı % 60’ı aşmamalıdır,

▪ Enflasyon oranı, 1999 yılından önceki son 12 ay içerisinde en düşük enflasyon oranına sahip

  üç ülkenin enflasyon oranları ortalamasının en fazla 1,5 puan üzerinde olmalıdır.

▪ Uzun dönem nominal faiz oranları, en düşük enflasyon oranına sahip üç ülkenin faiz oranları

  ortalamasından en çok 2 puan fazla olabilir,

▪ Avrupa Para Sistemi’nin döviz kuru mekanizması çerçevesinde belirlenen normal

  dalgalanma marjlarına, en az son iki yıl boyunca ciddi sapmalar gözlenmeksizin uyulmalıdır.

 Makro ekonomik yaklaşım kriterlerinin hedefi, EPB çerçevesinde dengeli ekonomik kalkınma sağlanması ve üye ülkeler arasında parasal ve mali açıdan gerilimlerin engelenmesidir. 1 Ocak 1999 tarihinde EPB’nin üçüncü aşamasına geçilmesinden sonra da kamu açığı ile kamu borçlanmasına ilişkin kriterlere uyulmaya devam edilmesi gereklidir. Bu amaçla Amsterdam Zirvesi’nde bir İstikrar Paktı kabul edilmiştir.

■ Nice Antlaşması

             7-9 Aralık 2000 tarihlerinde yapılan Nice Zirvesi’nde AB üyesi ülkeler, genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlarla ilgili olarak Şubat 2000’de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde varılan sonuçlar temelinde Kurucu Antlaşmalarda değişiklik getiren bir Antlaşma üzerinde uzlaşmaya varmışlardır. 26 Şubat 2001 tarihinde imzalanan Nice Antlaşması, tüm üye ülkelerde onaylanmasının ardından 1 Şubat 203 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Nice Antlaşması’nda yer alan önemli değişiklikler şunlardır;

Nitelikli Çoğunluk Oylama Sistemi ile Karar Alınacak Konular: Nice Antlaşması ile oybirliği ilkesinin uygulandığı yaklaşık 70 Antlaşma maddesinden 29’unda nitelikli çoğunluk sistemine geçilmesi kararlaştırılmıştır. Nitelikli çoğunluk sistemine geçilen alanlar arsında vatandaşların serbest dolaşımı, sanayi politikası ve üçüncü ülkelerle ekonomik, mali ve teknik işbirliği yer almaktadır. Yapısal fonlar ve uyum fonu alanında ise 2007 itibariyle veya en geç söz konusu fonlarla ilgili yeni dönem mali perspektiflerin onaylanmasının ardından nitelikli oy çokluğuna geçilecektir.

Madde 7 ile ilgili düzenleme: Nice Antlaşması ile AB Antlaşması’nın “üye devletlerin ortak ilkeleri olan hürriyet, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin” bir üye devlet tarafından ihlal edilmesi halinde uygulanacak yaptırımlarla ilgili 7. maddesinde değişiklik yapılması kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda bir üye devletin söz konusu ilkeleri ihlal etmesine yönelik açık bir risk olduğunun kararlaştırılması için üye ülkelerin beşte dördünün (eski hüküm üçte biri) bu görüşte olması, Parlamento’ya danışılması ve ilgili üye ülkeye söz hakkı tanınması gerekmektedir. Ayrıca aynı oranda üyenin katılımı ile alınacak bir kararla “akil adamlar  komitesi” oluşturulup söz konusu ülke ile ilgili durum konusunda inceleme yapılabilecektir.

Güçlendirilmiş İşbirliği: Bazı üye ülkelerin ilerlemek istedikleri konularda, çekincesi olan diğer ülkelerin ilgili alanlardaki gelişmelerin dışında kalmasına izin veren “güçlendirilmiş işbirliği” Ekonomik ve Parasal Birlik ve sınır kontrolleri (Schengen Konvansiyonu) konularında uygulanmaktadır. Bu çerçevede Nice Zirvesi’nde Ekonomik ve Parasal Birlik ile Adalet ve İçişleri alanlarında mevcut sisteme devam edilmesi, Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası alanındaki işbirliğinin bir ortak tutuma dayandırılarak, bu tutumun en az sekiz ülke tarafından uygulanabilmesi ve karşı çıkan bir üye devletin veto kullanması sonucunda, Avrupa Konseyi tarafından da söz konusu ülkenin ulusal çıkarlarının tehdit altında olabileceği onaylandıktan sonra ilgili uygulamanın askıya alınabilmesi hususu kararlaştırılmıştır.

Genişleme ile İlgili Protokol : Nice Antlaşması’na eklenen protokol ile Konsey, Komisyon ve Parlamento’nun genişleme sonrasında yapıları ve karar alma prosedürleri belirlenmiştir.

Temel Haklar Şartı: Nice Zirvesinde Avrupa Parlamentosu’nun, Konsey ve Komisyon başkanları tarafından imzalanan ve açıklanan Temel Haklar Şartı’nın yaptırım gücü konusunda anlaşmaya varılamamış ve Antlaşmaya dahil edilmemiştir. Temel haklar şartı’nın hukuki statüsü 2004 yılında düzenlenecek yeni Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde ele alınacaktır.

■ Sosyal Anlaşma

             Sosyal Anlaşma, Maastricht Antlaşması’nın eki olan Sosyal Protokol’e ek olarak hazırlanmıştır. Maastricht Antlaşması’nın kabul edilme aşamasında o zaman AB’ye üye olan oniki devletin onbiri tarafından imzalanmıştır. (İngiltere istisnadan yararlanma hakkını (optıng out) kulanmıştır). Sosyal Anlaşma, 1989 yılında Avrupa Topluluğu tarafından benimsenen Sosyal Şart ilkeleri çerçevesinde uygulanacak toplumsal politikaların hedeflerini belirlemek için kullanılmaktadır. Bu ilkeler istihdam yaratılması, yaşam ve işyeri koşullarının iyileştirilmesi, toplumsal dışlanmalara karşı mücadele, insan kaynaklarının geliştirilmesi vb. gibi hususlardır. Sosyal Anlaşma, bunların yanı sıra toplumsal konularla ilgili olarak alınacak önlemlerin hangi yönteme göre alınması gerektiğini belirler. Son olarak, toplumsal diyalog çerçevesinde sosyal tarafların temel rolünü vurgular.

             Mayıs 1997 seçimleri sonrasında İngiltere’de iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti, İngiltere’nin sosyal politika alanındaki “istisnadan yararlanma” hakkını sona erdirme kararı aldığını açıklamıştır. Bu şekilde AB üyesi tüm ülkelerin kabul ettiği Sosyal Anlaşma’nın Maastricht Antlaşması’na eklenmesi gündeme gelmiştir. Sonuç olarak Amsterdam Antlaşması’yla Sosyal Anlaşma, AT’yi kuran Antlaşmaya eklenmiştir. Bu şekilde fırsat eşitliği, çalışma hayatında kadın-erkek eşitliği, ve toplumsal dışlanmanın engellenmesi için yeni bir yasal temel oluşturulmuştur.

■ Sosyal Şart

             Sosyal Şart, Tek Pazar’ın sosyal boyutunun da göz önünde bulundurulması fikrinden hareketle 1989 yılında hazırlanan ve üye ülkelerin saygı göstermesi gereken temel sosyal hakları sıralayan bir deklarasyondur. Söz konusu sosyal haklar temel olarak işgücünün serbest dolaşımı, istihdam, yaşam ve çalışma eşitliği, kadın ve erkek eşitliği, çocuklar, gençler, yaşlılar ve özürlülerin korunması gibi alanları içermektedir. Kapsadığı alanlar açısından değerlendirildiğinde Sosyal Şart, Avrupa Konseyi’nin Sosyal Şartı ile Uluslararası Çalışma Örgütü konvansiyonlarını temel almaktadır.

             İngiltere dışındaki tüm üye ülkeler tarafından kabul edilen Sosyal Şart, bu alanda gerçekleştirilen ilk girişim olması nedeniyle Topluluğun sosyal politikasında bir dönüm noktasıdır.

             Sosyal Şart, Komisyon tarafından hazırlanan sosyal eylem planları ile desteklenmekte ve üye ülkelerin temel haklara uyup uymadıkları her yıl hazırlanan raporlar aracılığıyla denetlenmektedir.

■ Temel Haklar Şartı

             Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı Avrupa vatandaşlarının ve AB’de ikamet eden herkesin medeni, siyasi, ekonomik ve sosyal haklarını belirtmektedir. Temel Haklar Şartı’nın oluşturulması 3-4 Haziran 1999 tarihinde yapılan Köln Zirvesi’nde gündeme gelmiş, ve Temel Haklar Şartı’nın bir konvansiyon tarafından hazırlanması kararlaştırılmıştır. AB üyesi ülkelerin hükümet ve ulusal parlamentolarının yanı sıra Avrupa Parlamentosu’nun temsilcilerinden oluşan 62 kişilik konvansiyon Aralık 1999 tarihinde ilk toplantısını yapmış hazırladığı taslak metni ise 2 Ekim 2000 tarihinde kabul edilmiştir. 13-14 Ekim 2000 tarihinde yapılan Biarritz Zirvesi’nde onaylanan taslak Avrupa Komisyonu’na ve Avrupa Parlamentosu’na gönderilmiştir. Avrupa Parlamentosu 14 Kasım 2000 tarihinde, AB Komisyonu 6 Aralık 2000 tarihinde onaylamıştır. 7 Aralık 2000 tarihinde Nice Zirvesi’nde Avrupa Parlamentosu’nun, Konsey ve Komisyon başkanları tarafından imzalanmış ve açıklanmıştır.

             Temel Haklar Şartı saygınlık, özgürlükler, eşitlik, dayanışma, yurttaşların hakları ve adalet bölümlerinden oluşmaktadır. Temel Haklar Şartı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, AB üye ülkelerinin anayasal gelenekleri, Avrupa Konseyi Sosyal Şartı, AB İşçilerin Temel Sosyal Hakları Şartı ile AB ve üye ülkelerin taraf oldukları uluslararası sözleşmeler temel alınarak hazırlanmıştır.

            Temel Haklar Şartı’nın hukuksal statüsü, AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlar kapsamında Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon’da ele alınmaktadır. Konvansiyon’da belirlenen görüşler çerçevesinde Şart’ın hukuki bağlayıcılığı hakkındaki karar 2004 yılında gerçekleştirilecek Hükümetlerarası Konferans’ta (HAK) alınacaktır.

■ Topluluk Hukuku

             Topluluk hukuku, Kurucu Antlaşmalar (birincil mevzuat) ile Topluluk kurumlarının bu Antlaşmaları temel olarak geliştirdikleri yasal araçlardan (ikincil mevzuat) oluşmaktadır.

             Daha geniş bir tanım çerçevesinde Topluluk hukuku, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve Antlaşma hükümlerini hayata geçirebilmek amacıyla üye ülkeler arasında imzalanan buna benzer anlaşmalar da dahil olmak üzere Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kuralları kapsar.

■ Topluluk Müktesebatı (Acguis Communautaire)

             Topluluk Müktesebatı, üye devletlerin tümünü Avrupa Birliği’ne bağlayan hak ve yükümlülükler ortak temelin bütününü tanımlar, Esas olarak Roma Antlaşması ve onu tamamlayan diğer metinler (Tek Senet, Maastricht Antlaşması, Amsterdam Antlaşması) ile bu Antlaşmalardan doğan geniş ikincil hukuku içerir. Topluluk Müktesebatı, temelinde Ortak Pazar ve onu oluşturan malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı kavramlarına, bu kavramları destekleyen ortak politikalara (ortak tarım politikası, dış ticaret politikası, rekabet politikası, ulaştırma politikası, vb.) ve göreceli olarak az gelişmiş bölge ve topluluklara verilen yardım mekanizmalarına dayanmaktadır.

             Avrupa Birliği, Topluluk müktesebatını olduğu gibi korumayı ve geliştirmeyi kendisine hedef olarak kılmıştır. Topluluk Müktesebatının oluşturduğu hukuki çerçevenin dışına çıkan kalıcı veya geçici istisnaların sayısı ve kapsamı sınırlıdır.

             Katılım sürecinde AB aday ülkelerin Topluluk müktesebatına uyum sağlanmasını beklemektedir. Katılım müzakerelerinin daha kolay ve etkin yürütülebilmesi için AB Topluluk müktesebatını aşağıda yer alan 31 konu başlığına ayırmıştır.

1-     Malların serbest dolaşımı,

2-     Kişilerin serbest dolaşımı,

3-     Sermayenin serbest dolaşımı,

4-     Hizmetlerin serbest dolaşımı,

5-     Şirketler hukuku,

6-     Rekabet,

7-     Tarım,

8-     Balıkçılık,

9-     Ulaştırma Politikası,

10- Vergilendirme,

11- Ekonomik ve Parasal Birlik,

12- İstatistik,

13- Sosyal Politika ve İstihdam,

14- Enerji,

15- Sanayi Politikası,

16- KOBİ’ler,

17- Bilim ve Araştırma,

18- Eğitim ve Öğretim,

19- Telekom ve Bilgi Teknolojileri,

20- Kültür ve Görsel-İşitsel politika,

21- Bölgesel Politika,

22- Çevre,

23- Tüketiciyi Koruma ve Tüketici Sağlığı Politikası,

24- Adalet ve İçişleri,

25- Gümrük Birliği,

26- Dış Ekonomik İlişkiler,

27- Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikaları,

28-  Mali Kontrol,

29- Maliye ve Bütçe,

30- Kurumlar,

31- Diğer,

■ Ulusal Program

             Her aday ülke Katılım Ortaklığı Belgesi’nde belirtilen önceliklerin yerine getirilmesi ve AB müktesebatına uyumun sağlanması için detaylı bir Ulusal Program hazırlamaktadır. Ulusal Program belirlenen önceliklerin gerçekleştirilmesi ve alınması gereken önlemlere yönelik belirli bir takvim ile bu amaçlar için gerekli insan ve mali kaynakları içermektedir. Adaylık sürecinde Ulusal Programlar gelinen aşamalar ve oluşan ihtiyaçlar kapsamında belirli dönemlerde gözden geçirilerek yenilenmektedir.

             AB tarafından Katılım Ortaklığı Belgesi’nin ve Türkiye’ye sağlanacak mali desteğin hukuki temelini oluşturan Tüzüğün onaylanmasının ardından “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” tamamlanmış ve Program 19 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. 14 Nisan 2003 tarihinde Komisyon tarafından açıklanan Gözden Geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi doğrultusunda Ulusal Program revize edilmesi öngörülmektedir.

 
                                                           www.samsat.gov.tr
 

Samsat Kaymakamlığı ©2003-2008 Samsat Kaymakamlığı





eğitim eğitim oteller tatil test komedi